ÖZEL Salihli Can Hastanesi

Özel Salihli Can Hastanesi

Turgutlu

Bir iskan mahalli olarak Turgutlu hakkında ilk detaylı bilgilere, XVI.yüzyılın otuzlu yıllarına ait Tahrir defterinde rastlanmaktadır. Bu defterdeki ilgilere göre, Turgutlu bir köy olarak, 1530’lu yıllarda 120 haneye  yaklaşan yerleşik ve 100 hane kadar da Yörük olarak kayıtlı nüfusa sahipti. Bütün bu rakamlara göre, toplam nüfus 1200’e ulaşıyordu ki, bu rakam  o günkü ölçüler içinde büyük sayılabilecek bir nüfusa işaret etmektedir. Mesela, bu tarihte Manisa 7000 dolayında nüfusa sahipken İzmir’in o sıralarda 11000 civarında nüfusu vardı. Söz konusu tahrir defterinde buradaki mahalle birimleri kaydedilmemişti. Buna müteakip 1575 tarihli tahrir kayıtlarına göre, XVI.yüzyılın ikinci yarısının son çeyreğine doğru Turgutlu’nun oldukça büyüdüğü görülür. İki mahallesi Menteşe (Menteşeoğulu) ve Yeni Mescit adlarını taşımaktaydı. Bunlar içinde merkez camii mahallesi civarındaydı. Nüfusun önemli bir kısımı da burada ikamet etmekteydi. Toplam nüfus bu son tarihte iki katına çıkmış, hatta biraz da geçmişti. Aradan geçen elli yıllık devrede Turgutlu’nun artık bir Yörük yerleşmesi karakterinden çıkıp  bir kasaba hüviyetini kazandığı ve kasabaya has özellikler taşıdığı dikkati çekmektedir.  Zira Turgutlu ile alakalı olarak 1530’lara ait bir vakıf defterinde bir tekke zaviye dışında herhangi bir vakıf kaydı mevcut değildir. Buna karşılık 1575’deki vakıf defterinde, tarihi eserlere ve bunlara ait bir takım vakıflara rastlanmaktadır.
1535’te köyde sadece Papazobası adını taşıyan bir zaviye mevcut iken 1575’te bir cami, dört mescit, bir hamam, bir mekteb, iki zaviyenin adı ve vakfıları kayıtlı bulunmaktadır. Bunlar Turgutlu’nun fiziki açıdan gelişiminin önemli bir ölçüsüdür. Cami olarak zikredilen ve mahalleye de adını veren mabedi, Sinan Çavuş adlı birisi yaptırmıştı. Bir devlet görevlisi olduğu anlaşılan bu zatın kimliği hakkında bilgi edinmek mümkün olmamakla beraber, Turgutlu’nun köy yapısından çıkıp bir kasaba görüntüsü taşımasında bu şahsın rolü büyük olmuştur denilir.  Ayrıca bu zatın bir de mecit bina  ettirdiği ve bunun çevresinde ayrıca bir mahallenin daha oluştuğu görülmektedir.
XVII.yüzyılın başlarına kadar Turgutlu resmi kayıtlarda “köy” olarak zikredilmektedir. Bu döneme kadar tamamen Türk nüfusun iskanıyla oluşan Turgutlu’da halkın büyük bir kısmı çiftçilik ile uğraşıyordu. Burası öteden beri has ünitesine bağlı bulunduğu için farklı bir zirai işletme ile idare edilmekteydi. Zira civarındaki Kasımlı, Kör ve Yaya köyleri ile birlikte bir has ünitesi oluşturulmuş ve bu şekilde bir organizasyon dairesi içine alınmıştı. Turgutlu çiftçilerinin yetiştirdiği  mahsuller arasında üzüm, buğday, arpa, ve özellikle pamuk önemli bir yer tutuyordu.
III.Mehmed devrinde gelirleri Valide sultanların  haslarına katılan Turgutlu, bu sıralarda Celai isyanları ile sarsılmış, hatta etrafına sur inşa edilmişse de , bu geçici bir devreyi oluşturmuştur. 1610 tarihindeki bir karar Turgutlu açısından bir dönüm noktası olur. Bu tarihte Turgutlu’da Pazar kurma kararı alınarak at bölgesinin belirlenmesi temin edildiği gibi, Manisa’nın ekonomik baskısı da bir bakıma dengelenmiştir. Hem etrafının mahfuz bulunması, hem de Pazar ikamesi, Turgutlu’nun bir “Kasaba” haline gelişinin ve bunun resmiyete geçişinin başlangıcını teşkil etmiştir. İç Anadolu’yu Manisa ve İzmir’e bağlayan, İzmir’in Avrupa ticaretine açık bir merkez oluşu ile daha da önem kazanan bir yol üzerindeki Turgutlu artık “Kasaba” olarak anılmaya başlanmıştı ve “Turudlu” adı unutularak Turgutlu’ya dönüşürken “Kasaba” lafzı da halk arasında yerleşmiştir. Yengi nahiyesi adı ise resmi literatürde “Turgutlu  Nahiyesi” halinde yenilenmiştir. 1660 tarihli  bir defterde nahiye olarak adı geçen Turgutlu da bu sıralarda 1175 hane bulunmaktaydı. Bu da yaklaşık 5000-6000 kişilik bir nüfusa işaret etmektedir . bu deftere göre Turgutlu’da mahalle sayısı sekize yükselmiş, eski mahallere Cami-i Cedid, Zeytüncük ve Çömleçi adlarını taşıyan üç mahalle daha katılmıştır. Ayrıca kasabanın bu gelişmesi Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde geçmektedir. Sonuç olarak denilebilir ki, bir Yörük yerleşmesi olarak kurulan Turgutlu, XVI-XVII.asır boyunca gelişmesini sürdüren bir şehir-kasaba özelliği kazanmış olup ayrıca Orta ve Batı Anadolu bölgesinde Osmanlı döneminde gelişen küçük kır yerleşmelerinin tipik örneklerinden biri olma vasfına sahiptir.

Batı Anadolu bölgesinin,  özellikle de İzmir ve yıkın çevresinin tarihini araştıran bilim adamlarımızın çok  değerli araştırmalarıyla ortaya koydukları gibi ,Kasaba eskiden beri önemli, güzel ve kalabalır bir ziraat, ticaret ve sanayi beldesi olmuştur. Bu özellikleri ile insanları buraya çekmiş, onlara rahat ve huzurlu bir hayat sunmuştur. Ne yazık ki, bu huzur, bu güzellik milli mücadele döneminin başında Yunan işgalcilerinin ve destekçileri olan yerli Rumların gerçekleştirdikleri ile büyük darbe almıştır.

Milli Mücadele’de Turgutlu
Turgutlu, 29 Mayıs 1919 tarihden 7 Eylül 1922 tarihe kadar Yunan işgali ve istilası altında kalmış ve  Yunanlılar tarafından Kasabalılar çok eziyetlere maruz kalmışlardır.
Kasaba’nın savunulması amacıyla kurulmuş bulunan Turgutlu Müdafââ-i Osmaniye Cemiyeti ve onun milis kuvvetleri, işgale karşı direnmeye çalışmışlar, Şehre girip  Mihali İstasyonu’nu üs edinen Yunan işgal birliklerine karşı mücadele etmişlerse de işgale engel olmaya muvaffak olmayıp, şehri ter etmişlerdir. Bu Kuvâ-yı Milliyecilerin bir kısmı Akhisar, bir kısmı Salihli, bir kısmı da Alaşehir cephelerine doğru çekilerek, buradan mücadelelerini sürdürmeye çalışmışlardır. 
Turgutlu’yu işgal eden ve buraya yerleşen Yunanlılar işgalden hemen sonra Kasaba’da sıkyönetim ilan etmişler, gece saat 21.00’dan sonra sokağa çıkma yasağı koymuşlar, bütün resmi binalara Yunan bayrağı çekmişler ve şehrin giriş – çıkışlarını denetim altına almışlardır.  Bundan sonra kasaba halkının üç yıla yakın sürecek olan acı, dehşet ve vahşetli günleri başlamıştır.
Üç yılın ardından 26 Ağustos’ta başlayan ve 30 Ağustos’a kadar süren Büyük Taaruz’da ağır bir mağlubiyete uğrayan Yunan orduları, büyük bir hız ve telaş içinde İzmir’e doğru geri çekilirken, geçtikleri Türk topraklarını yakıp yıkmaya başladılar. Yunan işgalinden kurtulacaklarına sevinen Kasabalılarında bu sevinci uzun sürmemiş ve diğer yörelerde olduğu gibi burasında ateşe verilerek geri çekilmişlerdir.
Kasaba yangını, 4 Eylül 1922 pazartesi günü başlar ve 2 gün boyunca devam eder. Bu aradan vahşet devam ediyor, yangından kaçmak isteyen halk ise yine düşman askeri tarafından öldürülüyordu.
Bu yangınlar ve vahşet 6 Eylül 1922 Çarşamba akşamına kadar devam etmiş, akşamüzeri şehir adeta büyük bir kül yığını haline gelmiştir. Halide Edip’in ifadesi ile şehir “bir yanmış ceset haline gelmiştir.
Turgutlu yangınında yerine konulması mümkün olmayan pek çok tarihi binanın yanında içinde pek çok yazma eserin bulunduğu Paşa Camisi Kütüphanesi’ninde yandığı edinilen bilgiler arasında.
Turgutlu’muzda o yıllardan bu yıllara çok şey değişti. Turgutlu artık, sanayisi ile, iç dinamikleri ile Ege Bölgesinde ve Türkiye’de yükselen bir yıldız konumunda. Fakat o yıllardan bu yıllara değişmeyen tek şey milli birlik ve beraberliğimize, vatanımıza verdiğimiz önem. Gerektiğinde onun için canımızı bile ortaya koyacağımız gerçeği.
Mehterânlar Diyarı Turgutlu
Türkiyemizde artık belirli günlerde bütün önemli organizasyonlarda gösterinin ana kahramanı Mehter Takımı.
Dünya askeri tarihinin ilk bandosu olan Mehter, geçmiş dönem Türk müziğinin coşkulu ritimlerini bugüne taşıyan, Türk kahramanlığının ve evrensel boyutlara ulaşmış Osmanlı anlayışının günümüzdeki en görkemli göstergesidir. Son günlerde tüm dünyanın gözlerini çevirdiği Türkiye'yi, şanlı tarihiyle en iyi temsil eden Mehter Takımı olması sebebiyle bütün organizasyonlarda Mehter Takımı ön planda tutulmaktadır.
İstanbul, Ankara, Bursa ve İzmir genelinde 7 mehter takımı bulunurken 17 yıl içinde sadece Turgutlu’da 7 mehter takımı kuruldu. Birbiri ardına kurulan mehter takımları, yaşanan rekabet sonucu, aralarında transferler bile yapmaya başladı.
Turgutlu’da ilk mehter takımı, 1966 yılında kuruldu. 12 Eylül Harekâtından sonra ülkedeki bütün mehter takımlarının faaliyetine son verildiğinden kapandı; ancak Turgutlu’daki Mehter Takımı, o gün yeni çıkan Dernekler Kanunu’na uyum sağladığı için bir süre sonra tekrar faaliyetlerine başladı. Turgutlu’nun ilk Mehter takımının sünnet, düğün ve diğer törenlerde gördüğü yoğun ilgi, bu alandaki faaliyetlerin hız kazanmasına sebep oldu. Gördüğü yoğun ilgi üzerine mehter takımının çalışmalarını bir gelir kapısı olarak görenler, bir araya gelip yeni gruplar oluşturmaya başladı. Böylelikle Turgutlu’da 7 Mehter  takımları kuruldu. Böylece Turgutlu Tuğla, Üzüm ve Efelerinden sonra Mehterân Diyarı olarakta anılmaya başlandı.